“Türkiyem Şairi Dilaver Cebeci’ye Saygı”

"Türkiyem" şiiri ile tanınan şair, yazar ve akademisyen Dilaver Cebeci, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı Kültürel Etkinlikler Müdürlüğünce düzenlenen panelde anıldı.

"Türkiyem'in Şairi Dilaver Cebeci'ye Saygı" adlı etkinlik, Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) iş birliğiyle, İBB Cem Karaca Kültür Merkezi'nde gerçekleştirildi.

Cebeci'nin eşi ve çocuklarının da katıldığı program, Dilaver Cebeci'nin hayatından kesitlerin sunulduğu kısa tanıtım filminin gösterimiyle başladı.

Oturum başkanlığını İLESAM İstanbul Şube Başkanı Cafer Vayni'nin yaptığı panelde konuşan sanatçı Mustafa Yıldızdoğan, Cebeci'nin yürürken yeri incitmekten kaçınacak kadar zarif ve düşünceli olduğunu söyledi.

Dilaver Cebeci'yle 1992'de Beyazıt'ta tanıştığını belirten Yıldızdoğan, "Eskiden, şair ve şiir iki sevgilinin arasında, gönüllü birer vahiy meleği gibiydi. Şimdiki gibi internet yoktu, o zamanlar. Sevgilinize en güzel sözleri bir sağanak misali aktarmak istediğinizde, sevgilinizin gözlerine baktığınız vakit, siz yazamasanız da zamanın behrinde yaşamış bir şair, o anınızı atlatacak en güzel şiirleri yazmış olurdu." diye konuştu.

"Hiçbir Zaman 'Ben Oldum' Demedi"

Yıldızdoğan, eski zamanları "yalansız ve riyasız" olarak tarif ederek, şunları kaydetti:

"Eskiden devasa şairler vardı. Yüreği, ideali, ülküsü, kalemi güzel insanlar vardı. Teknik ve teknoloji, o güzel insanları, zamanın da yardımıyla alıp götürdü. Sevgi ve muhabbet vardı eskiden. 'Şiirin sihri, şairini tanıyınca bozulur' derler. Bu sözün, Dilaver Cebeci hocam için geçerli olmadığını gördüm. Hz. Peygamberimiz'in ümmetinin en güzellerindendi. Bize şekil ve yön verdi. 30 yıllık sanat hayatımızda, onun bayraktarlığında devam etmeye çalışıyoruz. 'Türkiyem'i dünyanın her yerine götürdük ve 'Türkiyem'in olduğu her yerde bayrak sevgisini gördük."

Cebeci'nin kızı, yazar Nazlı Aspay Cebeci Sener de babasının kendisi üzerinde çok etkisi olduğunu ve onun konuşulduğu panellerde, babasına dair bilmediği çok şey öğrendiğini dile getirdi.

Öğretmenlik ve yazarlık yönünün babasından geçtiğini aktaran Sener, "Küçük yaşlardan beri, yazılar yazıyorum. Babamın şairlik ve öğretmenlik yanından dolayı, birçok seyahate gittik. Bu seyahatlerde, birçok şairle bir araya geldik. Şair ve sanatçı çevresinde büyüdüğümüz için ister istemez etkilendik. Biz de bu şekilde donandık. Eğitim ve bilgi birikimim, bu çevrede şekillendi." dedi.

Sener, babasının hayal gücünün çok yüksek olduğunu anlatarak, "Babamı hep gözlemledim ama şiir yazarken hiç görmedim. Sabah kalkardı ve yeni bir şiir yazdığını söylerdi. Bitmek, tükenmek bilmeyen bir ilim aşkıyla doluydu. Sürekli okudu, yazdı ve hiçbir zaman 'Ben oldum. Tamamlandım' demedi. Daima kendisini geliştirdi. Sosyoloji üzerine araştırmalar yapması, beni de sosyolojiye yönlendirdi ve sosyolog oldum." ifadelerini kullandı.

"Cam Gibi Bir İnsandı"

Şair Yusuf Bilge Büyükboyacı ise erken yaştan kaybettikleri Cebeci'nin, destansı ve coşkulu tavrıyla, Türk edebiyatına kalıcı ve öğretici eserler bıraktığını aktardı.

Cebeci'nin içinin, dışının bir olduğunu söyleyen Büyükboyacı, "Bende tesiri büyüktür. Gerçekten, cam gibi bir insandı. Sözünün eri, adam gibi bir adamdı. O şimdi hasretiyle yanıp tutuştuğu mutlak sevgiliye kavuşmanın sonsuz mutluluğu içinde pürneşe, bizler ise ondan ve onun muhabbetinden yoksun kalmanın hüznüyle, biraz matemliyiz. Şiirlerinde, bazen Çin Seddi'nden topukladığı atını Tuna boylarında suvaran bir Hun cengaveri, bazen de saçlarını uzatmadığı için sevgilisine sitem eden bir gönül adamı oluyordu. O, Turan ve iman coğrafyamızın şairiydi." değerlendirmesinde bulundu.

Yayıncı ve yazar İbrahim Metin'in de konuşma yaptığı panelin sonunda, katılımcılara çiçek takdim edildi.

Dilaver Cebeci

Dilaver Cebeci, 1943'te Gümüşhane'de doğdu. Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ni, 1970'te bitiren Cebeci, Aydın'da öğretmenlik ve halk eğitimi başkanlığı, İstanbul Ortaköy Eğitim Enstitüsünde öğretim görevliliği, Diyanet İşleri Başkanlığında neşriyat uzmanlığı ile Üsküdar Kız Lisesinde öğretmenlik yaptı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde iktisat tarihi alanında yüksek lisans ve sosyoloji doktorası yapan Cebeci, Marmara Üniversitesi öğretim üyeliğinden emekli oldu.

Şairin ilk şiiri, 1965'te Defne dergisinde çıktı. Cebeci'nin şiirleri, hikayeleri, mensureleri ve mizah yazıları; Devlet, Töre, Bozkurt, Türk Edebiyatı, Türk Yurdu, Güney Su, Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Ayrıntılı Haber, Türkiye gibi dergi ve gazetelerde yayınlandı.

Cebeci, Seyyah-ı Fakir Evliya Çelebi imzasıyla yazdığı yazılarında, Türk sosyal hayatına 16. yüzyıl Osmanlı vatandaşı gibi bakarak, bu hayatın Türk kültürüne yabancı yönlerini hicvetti. Uzun ve hikayemsi mensure türünü deneyen şair, bunlarda milli romantizmi vermeye çalıştı. Şair, 2008 yılında vefat etti.

(AA)

 

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.