“DAEŞ'in Ortadoğu'nun Ardından Yeni Hedefi: Türkistan Toprakları!”

Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği'nin (TKÜUGD) 2016 medya takip raporu, terör örgütü DAEŞ'in Türkistan'a yönelik faaliyetlerini gündeme getirdi.

Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği (TKÜUGD) 2016 medya takip raporunda DEAŞ ve El Kaide’nin Orta Asya coğrafyasında Türk soylu insanlar üzerinden 2010 yılından itibaren artarak yapılanan terör ağının eğitimi ve eğitim kampları hakkında fotoğraf ve bilgi yayınlandı.

Rapora göre Suriye’ye gelen yabancıların içinde de Orta Asya kökenlilerin sayısı on binlerle ifade ediliyor hatta DAEŞ militanları arasında Orta Asya kökenlilere özel birlikler oluşturulduğu belirtiliyor. Bunların neredeyse tamamının Türk kökenli (Uygur, Özbek, Kazak, Kırgız, Azerbaycan, Türkmen, Dağıstan vb.) oldukları aktarılıyor.

Dernek Başkanı Güngör Yavuzaslan’nın gazetecilik arşivinden derlenen raporda El Kaide-DAEŞ-Taliban üçgeninde bölgedeki gençlere yönelik terör projesinin yürütüldüğü belirtildi. TKÜUGD raporunda Doğu Türkistan bölgesinde Uygur Türklerinin El Kaide ve Taliban’a yakın olan ve kendilerini Türkistan İslam Ordusu veya “Türkistan İslam Partisi” olarak adlandıran terör yapısının Suriye’de faaliyet gösterdiği açıklandı. Gazeteci Yavuzaslan, El Kaide’nin ve yan örgütlerinin Türk Dünyası üzerine yapılanmasının Müslüman alemi üzerinde yürütülen kara terör projesinin ileride Türk soylu ülkelerde artabileceğinin altını çizdi.

İpek Yolu'nda Terör Ağı

Raporda belirtilenlere göre El Kaide terör örgütü Afganistan-Pakistan hattında hayli güçlü, Taliban da bölgede aktif. Bu iki örgütten doğan DAEŞ’in de bölgede faaliyeti var. Bu örgütlerin kamplarında Asya ülkelerinin hepsinden militan bulunuyor. Türk Cumhuriyetinden örgüte katılacak olan bir gencin ilk durağı bu kamplar oluyor. Terör kamplarında silahlı eğitimin yanında ideolojik Selefilik eğitimi de veriliyor. Propaganda ve aracılarla örgüte giren gençler Suriye ve Irak savaşına gönderiliyor. Bazen bu aileleri ile olabiliyor. Geçişler için örgütlerin uluslararası bağlantıları kullanıyor. Örneğin Türkiye’ye kaçak yollardan giren ailelerin Suriye geçişi sağlanıyor. Bazıları yakalansa da İran bölgesinden Irak’a geçişler oluyor. 2011 yılından sonra Asya’da bulunan örgütler militanlarını Ortadoğu bölgesine göndermenin yanı sıra Irak ve Suriye’deki DAEŞ-Nusra-El Kaide ya da Türkistan adını kullanan terör yapılarına eğitim desteği veriyorlar. Medya taramasında dikkat çeken Türkistan İslam Ordusu adını kullanan örgütün Suriye'deki üyelerine “Çin’le savaşmak için Çin'e geri dönmeye hazır olma emri" veriyor.

Raporda aktarılanlara göre yine aynı yapı DAEŞ'le anlaşamadığı dönemlerde kınama mesajları yayınlamasına rağmen terör ittifakını hiç kesmedi. Hazar havzasından Çin bölgesine kadar Türk soylu nüfusun yoğun olduğu bölgede Özbekistan örneğinde olduğu gibi kendilerini’’ İslami Hareket’’ ya da ‘’İslam Ordusu’’ olarak adlandıran yapılar DAEŞ'in sözde ilan ettiği halifeliğini "gayrimeşru" olarak nitelendirmesine rağmen kendi bünyesinden militanlar Irak ve Suriye’de DAEŞ saflarına katılımı devam etti.

Raporun işaret ettiği en korkutucu husus is Asya’da El-Kaide ve şubeleri, Taliban'ın Pakistan'daki Hareketi ve diğer El-Kaide müttefik terör yapıları bünyelerinde giderek Türk soylu militan katmak için adeta bir yarış içinde olmaları. Bu örgütlerin de Afganistan’da zaman zaman bölge ve güç çatışması içine girdiği belirtiliyor.

Suriye’de faaliyet gösteren birçok yapının ne kadar aktif olsalar da, örgütlerin temel liderliği Afganistan ve Pakistan'da bulunuyor. Afganistan’da Celelabad'ın 35 kilometre güneyinde Pakistan sınırına bir günlük yürüme mesafesinde bulunan Tora Bora dağları ve çevresinde birçok eğitim kampı hala aktif durumda. Burada eğitim alan teröristler Hazar Havzası üzerinden Irak ve Suriye’ye gönderiliyor.

Rapora göre Orta Asya’daki Fergana Vadisi’nde artık sayıları yüzlerle ifade edilen kamplar bulunuyor. Orta Asya’da oldukça etkili olduğu bilinen örgütlerden Hizbu’t-Tahrir de bölgede bulunuyor. Çin hattında Doğu Türkistan’a bakıldığında Uygurlar üzerinde 1997’de aktifleşmeye başlayan ve kendilerini  Doğu Türkistan İslam Partisi (DTİP) olarak adlandıran yapı da bu bölgede bulunuyor. Çin’in bölgedeki baskıcı uygulamalarından dolayı taraftar bulan yapılanmanın Afganistan tecrübesi de mevcut. DTİP’sinin; Tayland, Malezya üstünden temin edilen sahte pasaport ve geçiş belgeleri ile Suriye’ye birçok militanını gönderdiği ifade ediliyor. Türkiye üzerinden geçişler de görülüyor. DTİP, Taliban’ın Afganistan yapısına bağlı görünse de DAEŞ’e geçişler hem Pakistan-Afganistan bölgesinde hem de Suriye’de  devam ediyor. Rapora göre örnek verilecek olunursa Suriye’de alana bakıldığında Taliban’a bağlı Özbek grubu olan İmam Buhari Cemaati (“Katibat İmam Buhari” olarak da bilinir) görülüyor.

Selefilik Yaygın

Orta Asya ülkelerinden Suriye’ye gelen guruplar arasında Selefilik dikkat çekiyor.  Aileleri ile birlikte Suriye’ye gelen bu insanların, inandıkları İslam’ı yaşayacakları yeni bir yurt bulduklarını belirterek kendilerini “muhacir” olarak adlandırıyorlar. Bu grupların 2014’ten itibaren Musul, Rakka ve İdlib bölgesine geçtiği belirtiliyot. Özellikle Doğu Türkistan’dan aileleriyle beraber Suriye’ye göç eden ailelerin sayısı binlerle ifade ediliyor.  Kırgızistan resmi rakamlarına göre 430 Kırgızistan vatandaşının Ortadoğu’da silahlı çatışmalara katıldığı biliniyor. DAEŞ bağlantılı olduğu gerekçesiyle Türkiye tarafından sınırda yakalanan yüzlerce Orta Asya kökenli insanın gözaltına alındığı, yüzlercesinin de tutuklandığı ifade ediliyor.

Terör ağının Orta Asya ve Anadolu hattına yayılmak istendiği raporda açıkça görülüyor. İstanbul’da terör saldırılarında kullanılan tetikçi teröristin uyruğunun bunun ilk sinyalleri olduğu belirtiliyor. Bununla birlikte"Terörün milliyeti yok. Terör ağına düşürülen insanlardan dolayı tüm Türk Dünyası terörle özleştirilemez.Türkiye'den Suriye için çalışma yapan STK ve aktivisler bağlantı kurdukları ve yardım götürdükleri gurupların uluslararası bağlantılarına ve faaliyetlerine dikkat etmelidir. Bazen kendilerini Suriye silahlı muhalefeti içinde adlandıran silahlı örgütler birçok terör örgütüyle bağlantılı olabiliyor." denilen raporda, 2016 yılında Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Doğu Türkistan’da meydana gelen diğer olaylara binaen terörün yeni hedefinin İpek Yolu coğrafyasını hedef aldığına dikkat çekiliyor.

QHA

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.